PADİŞAH, DALKAVUK VE BİZİM OKULLAR - 6 Nisan 2012



Eski zamanların birinde padişahın bir dalkavuğu varmış. Padişah ne sorsa hoşuna gidecek cevaplar verir, sultanının gönlünü hoş ederek dünyalığını yaparmış. Kaftanına iltifat eder, terkisine şiirler söyler, çarığına, sarığına methiyeler düzermiş. Günlerden bir gün padişahın sofrasına karnıyarık getirmişler. Padişah köpürmüş: “Bre gafiller! Bilmez misiniz ki sultanınız patlıcan yemez. Bu ne densizliktir!”

Dalkavuk kraldan çok kralcı, hemen başlamış patlıcana sövmeye. Dalkavuğun bu halinden nevri dönen padişah inadına geri getirtmiş karnıyarığı ve yemeğe başlamış. Dalkavuk değişen duruma göre anında tavrını almış, başlamış patlıcanın faydalarını, hoşluklarını sıralamaya. Padişah iyice hiddetlenmiş. Dalkavuğa “sen ne arsız, ne yüzsüzsün bre meymenetsiz. Daha demin patlıcanı yerden yere vuruyordun, şimdi methediyorsun” demiş. Dalkavuk bakmış, pabuç pahalı. O güne dek sultanın öfkesinden kellesini kurtarması boşuna değilmiş. Yapıştırmış cevabı: “Haşmetli padişahım, ben patlıcanın değil, sizin dalkavuğunuzum.”  

***

4+4+4 tartışmaları gündemi epey meşgul etti. Dalkavuk kadroları doldu, taştı; eğitimi bilen bilmeyen herkes sarıldı kâğıda kaleme, döktürdü. Sorulmadık söylenmedik lakırdı bırakmadılar, bir husus hariç: Amaç – sonuç ilişkisi. 

Yorgun Tarihçi gözlerim, olayları 5 – 10 senelik fazlar halinde değil, 80 – 100 senelik süreçler bağlamında görmeye alışkındır. Zira iki kuşak önceki aile büyüğünden -mesela- kıvırcık saç genini almamız gibi, başımıza gelen kimi hadiselerin dünkü eylemlerimizden değil, evveli günkü marifetlerimizden kaynaklanabileceğini öğrendim. 

Lafı dolandırmanın âlemi yok. Mesele şudur:  Ülkemizde 89 yıldır uygulanan “laik” eğitim sistemi, her nasılsa aday kadrolar arasında laiklik ön tanımına en uzak duran görüşü, hem de seçmenin yarısının desteğiyle iktidara taşımak gibi bir sonuç verdi. Cumhuriyetin eğitim tornasından geçen nesiller, kendilerine öğretilen her şeyin aksini yeğlediler. 

Demek ki amaçla sonuç arasında en azından belirgin bir fark var. Bu açık. Kendilerini “laik” Türkiye’nin savunucusu addedenler, birbirlerine dalkavukluk etmeyi bir bıraksa da, külahlarını önlerine koyup bu farkın, haydi dilimizi korkak alıştırmayalım bu uçurumun nelerden kaynaklandığını teşhis etse. Yoksa sosyal medyada körler sağırlar birbirini ağırlar misali ah-vah etmenin ne bugüne ne geleceğe bir faydası olamayacak. Dost acı söyler. 

Alkışlar arasında kabul edilen yeni yasa ile “dindar” nesiller yetiştireceğini düşünenler de o kadar emin olmasın. Eldeki boyanın rengi ne kadar kuvvetli olursa olsun, duvar içindekini kusar. İçinde ne olduğunu biliyor muyuz? Bir önceki devrin yarı cahil bilgelerinden daha iyi analiz edebildik mi nesilleri? Dost, burada da acı söyler. Zira çevredekiler patlıcanın mı dalkavuğudur, padişahın mı, zaman gösterecek.  

Üstelik bir işi bilmekle öğretmek arasında öyle çok Kaf Dağı var ki! Her Türk Türkçe öğretebilir mi? Her imam Din öğretebilir mi? Ya da vakıf üniversitelerinde çokça örneğini gördüğümüz gibi, her asker Tarih öğretebilir mi? İnkılap Tarihi derslerine emekli subayları sokan da, din bilgisi derslerine cübbeli imamları sokan da aynı hatayı yapıyor. 

***

Eğitimin, eğitim planlamasının öncelikli meselesi, amacı sır değil. Malumu ilan edelim: Eğitimin amacı gençleri geleceğe, hayata hazırlamaktır. Onların hem kendi yaşamlarını sürdürecek hem de ülkeye ve insanlığa yararlı olacak ekonomik ve entelektüel donanıma sahip olmalarını sağlamak. İşte bu.

Bugün 5 yaşında olan Ahmet / Mehmet/ Ayşe / Fatma 15 yıl sonra İngiliz, Alman, Çinli, İranlı, Amerikalı yaşıtına göre ne durumda olacak? Onların keşfettiği teknolojinin imalatçısı, işçisi mi, kendi geliştirdiği teknolojinin patent sahibi mi? 

Osmanlının enkazından dinamik bir ülke kurmayı başaran bir toplumun artık geri kalmışlık hamasetinden kurtulmasının zamanı geldi de geçiyor. Neden geri kaldığımızı, neden hala “gelişmekte olan” ülkeler arasında sayıldığımızı bir yana bırakın. Oradan çok bayat kokular geliyor. Gelin şunu düşünelim: Eğitim sistemimizin dalkavuklar ve yarı cahiller değil, Steve Jobs’lar, Bill Gates’ler yetiştirebilmesi için neler yapabiliriz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder