BİZE BİR ÖĞRETMEN LÜTFEN, İYİSİNDEN OLSUN. - 18 Mayıs 2012



Eskiden mahalle esnafından alışveriş edilirdi. Hane ihtiyaçları da öyle küfe yüküyle olmazdı. Makul boyda, taşınabilir ağırlıktaki torbaları, fileleri götürürdük evimize. Süpermarket henüz icat olmamıştı. Ufak tefek alışverişe genellikle evin çocuğu yollanır ve sıkı sıkı tembihlenirdi: İyisinden iste! ‘Bakkal amca, annem yufka istedi ama iyisinden olsun’ veya ‘manav amca annem domates istedi, iyisinden versin dedi’ replikleri ben yaştakiler için gayet alışıldık, tanıdık cümlelerdir. 

Devir değişti. Mahalle hayatı, TV dizilerinin yarı gariban yarı nostaljik dekoru artık. Herkes sitelerde yaşıyor, yaşamayanlar ise hayalini kuruyor. Bambaşka bir değerler sistematiği söz konusu. “Düzgün” kimselerin, “duruş” sahibi kimselerin muteber sayıldığı bir düzen bu. Tırnak içindekilerin her ikisi de satın alınabilen şeyler üstelik. 

TV reklamlarında site (ev değil, yaşam tarzıymış, öyle diyorlar) pazarlayan amcaların dünyasında öğretmen ayakkabı satıcısından faksız. Eğitim de pabuç gibi satın alınan ve iyisi istenen bir “şey”. Bir reklamda evin babası olduğu düşündürülen biri sabah uyanır uyanmaz karşısında ayakkabı satıcısını buluyor. Satıcının avuç içlerinde kıymetli bir nesneymişçesine arz ettiği ayakkabılara bakıp gülümsüyor. Tam bu takdim merasimi sırasında sağdan bir hanım teyze beliriyor ve “sizin çocuk da derslerinde pek başarılı efendim” mealinde bir takım lakırdılar ediyor. Baba rolündekinin yüzündeki şaşkın gülümseme pide gibi yayılıyor. 

Darwin ne demiş? Değişime ayak uyduran türler hayatta kalır. Pekâlâ, biz de öyle yapmaya gayret edelim ve öğretmenin iyisi nasıl seçilir, kokusu, rengi olmayan bu “nesne”nin iyisi nasıl anlaşılır, sıralayalım:

Evvela çocuğu durmadan metheden öğretmene şüpheyle bakın. Muhtemelen sizinkinin hangisi olduğunu dahi çıkaramadığı için yuvarlak sözlerle vaziyeti idare etmeye çalışıyordur. Böyle öğretmen olur mu demeyin. Nasıl olmasın? Haftada 20-24 saat derse giriyor. Haftalık ders yükü düşük branşlardan birinin, mesela Tarih, Coğrafya, Biyoloji, Felsefe gibi bir dersin öğretmeni ise 10-12 farklı sınıfa ders veriyor demektir. Bu hesaptan hareketle 200-250 kadar öğrencisi vardır ve inanın bazılarını hatırlayamayacaktır. Ayaküstü yakalayıp “hocam, nedir bizim çocuğun durumu” deyiverirseniz, nezaketinden “Nerden bileyim senin çocuğun kim. Veli görüşme saatinde gelsene kardeşim” diyemez, mecburen idare-i maslahat yoluna gider.

Veli toplantısında “sizin çocuk çok zeki ama çalışmıyor” diyen öğretmen de kafanızda soru işareti uyandırmalı. Bir kere zeki bir çocuk olduğunu nereden anlamış, onu bilmek lazım. Derste anlatılanları hemen kavraması, zekâsına işaret ediyor demek istemiş olabilir. Buna rağmen çalışmadığını, önceki derslerde öğretilenleri unutmasından çıkarıyorsa, o zaman çocuk öğretmenin söylediği kadar zeki de olmayabilir. Zira hafıza, zekânın önemli göstergelerinden biridir. Madem bunlara rağmen öğretmenden “zeki ama çalışmıyor” sözünü işitiyorsunuz o zaman mealini de anlayın: Veli olarak çocuğunuza yeterli ilgiyi ve özeni göstermiyorsunuz diyor hoca, onu demeye getiriyor. Haftada bir-iki gün iki yahut dört ders saati gördüğü bir öğrencinin evde ders çalışmasını sağlamak, takdir edersiniz ki öğretmenin işi değildir. Üzerinize düşeni yapınız. Öğretmene ilgisiz demeden, çocuğu çalışmadığı için azarlamadan önce kendi ödevinizi yapıp yapmadığınızı kontrol edin.

Sıradaki özellik hakkında aklınızdan geçeni biliyorum. Hemen söyleyeyim, yanılıyorsunuz. İyi bir öğretmen olmak için çocuk sevmek gerekmez. Doktor, hastaları sevdiği için mi tıbbı seçti? Ya da zanlı sevgisi yüzünden mi yargıç, savcı, avukat oluyor insanlar? İyi bir öğretmen olmak için çocuk sahibi olmak ya da çocukları sevmek gerekmez. Bu sadece öğretmenin o gürültücü kalabalığa katlanmasını kolaylaştırır. İyi öğretmen, bilgiyi sever, öğrenmeyi sever, öğretmeyi sever. İşi de budur zaten. Bilmek, öğrenmek, öğretmek.

Esasen, uygarca yaşayacak geliri elde edebilen, mesleki donanımını geliştirmesi için kendisine yeterli zaman tanınan, mesela haftada 1 günü boş bırakılan her öğretmen iyidir. Mesleğini daha iyi icra edebilmesi için minimum şartlara sahip sayılabilir. 200’ü aşkın öğrencinin adını, sanını, hangi derste başarılı olup hangisinde zorlandığını takip edebilmesi için zaman ve olanak tanınırsa, enim olun her öğretmen elinden gelenin en iyisini yapacaktır. 

Sizin için değil ha! Sakın üzerinize alınmayın. Çocuk için. Gelecek için. Hatta bazı durumlarda öğretmen, anne babaya rağmen, çocuğun geleceği için, elinden gelenin en iyisini yapmaya, daima gayret eder. Bu yüzden saygıyı hak ediyor öğretmenler. Hepsi. Hepinizden. 

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun. Siz de çocuğunuzun öğretmenini bu önemli bayram vesilesiyle kutlamayı unutmazsınız, değil mi? Size güveniyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder